PAYLAŞ

Bilim kurgu romanlarını okumaya alışmak zor, bırakmak daha da zor diyebiliriz. Bu romanların dilinin diğer kitaplara göre bir miktar daha ağır olması, öne sürdüğü ve romanın geçtiği koşulların zihnimizde hemen canlanıp oturmaması, bilim kurgu romanları okumaya başlarken karşılaşılan temel sorunlardan biri.

Zihnimiz yaşadığımız hayata alışkın ve bu düzene göre düşünüyorken bilim kurgu romanlarının bize sunduğu bambaşka koşullar hayal gücümüzün sınırlarını zorlamamızı gerektiriyor, kabul edelim. Ettiniz mi? O zaman okumaya devam.

Bu konuda da bilim kurgu romanlarına alışkın olmayanlar doğal olarak “Ben bu kitaptan bir şey anlamadım ya!” diyerek romanı tekrar rafa kaldırıyor, ya da sosyal ortamlarda kitabı karalama kampanyasına başlıyor. İnkar etmeyin şimdi…

Elinizi korkak alıştırmamanız, bir sayfadan öbürüne geçmeniz için sizlere üç güzel kitap tavsiyemiz var. Belki bu pazartesi diyete değil, bilim kurguya başlarsınız, bizden söylemesi. :)

1Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

Ebeveynliğin olmadığı, çocukların sistematik bir şekilde “üretildiği”, yeni doğanların sınıflarına göre gelecekteki tepkilerinin dahi uykularında şartlandırıldığı bir dünyada geçiyor roman. İlginç noktalardan biri şu ki insan romanı okurken bunun bir distopya mı, ütopya mı olduğunu defalarca sorguluyor. Romanın son kısmı okununca Huxley için de bu iki zıtlık arasında gidip geldiği görülüyor.

2Mülksüzler – Ursula Le Guin

Mülksüzler, birinde sahip olabileceğiniz tek şeyin özgürlüğünüz olduğu, diğerinde ise paranın, yönetimin hüküm sürdüğü bambaşka iki dünyayı, bu dünyaları ayıran duvarı bize anlatıyor. Anarres ve Urras bu iki dünyanın adları. Yazarın bize sunduğu olaylar, zıtlıkları sorgulamamızı sağlıyor. Birbirine zıt olan olguların mutlak kazananı olur mu ya da zıtlıklar her zaman olmalı mıdır? Mülksüzler okunabilecek en başarılı bilim kurgu romanlarından birisi.

3Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Roman yarım asır sonrasında, teknolojinin akla dahi gelemeyecek her haline ulaşılan bir zamanda geçiyor. O günlerde itfaiyeciler için bir görev belirleniyor. Bu görev ise kitapları yakmak, bütün kitapları. Kitaplar insanı düşünmeye iterken, düşünmeyen insanlar her zaman mutlu oluyor. İtfaiyeciler insanların mutluluğunu istiyor, bir kağıt ise 451 fahrenayt sıcaklıkta tutuşuyor.

PAYLAŞ

Sen ne düşünüyorsun?