PAYLAŞ

Aşk, yeryüzündeki tüm insanları ortak paydada buluşturabilen müthiş esrarengiz bir olay. Düşünsenize; kutuplarda yaşayan bir insan da, 500T’de gitmekte olan herhangi biri de aynı aşkı yaşıyor. O kişiye baktığında göz bebekleri büyüyor, her dakika onu görmek istiyor, onun yanında hayat duruyor. Aşkı aynı yaşıyoruz evet ama hiç şüphe yok ki sanatçılar,şairler aşkı bizden daha iyi ifade edebiliyor. Onlar duygularını kelimelere, resimlere aktarırken aşkı bir kez daha yaşıyor..

Franz Kafka da bir kadına aşık olduğunda -aslında yayınlanmasını istemediği ancak ölümünden sonra yayınlanan- en güzel eserlerinden birini yazıyor: Milena’ya Mektuplar. Aslen Çekoslavakyalı olan Kafka, Almanya’da doğup büyüdüğü için Çekçe bilmiyor ve günlerden birinde Prag’da arkadaşları aracılığıyla tanıştığı Milena’dan kitaplarını Almancadan Çekçeye çevirmesini isterken, aslında yıllar boyu sürecek bir dostluğun temelini atıyor.

Kafka Prag’da, Milena ise Viyana’da yaşadığı için toplamda 2-3 kez görüşebiliyorlar. Ancak her gün mektuplaşmaya başlıyorlar, dertleşiyorlar. Kafka, aşkı en iyi tanımlayan cümleleri Milena için kuruyor. Sadece mektuplaşarak iletişim kurabilen çiftten geriye sadece Kafka’nın mektupları kalmış, Milena’nın mektuplarının akıbeti ise belli değil.

PAYLAŞ

Sen ne düşünüyorsun?