PAYLAŞ
Mücella

Geriye biraz hüzün biraz da kalp sıkışıklığı kalacak ama yine de onu tanımış olmaktan gurur duyacaksın. Mücella’nın hayatına konuk oluyoruz.

Mevsimler mevsimleri, yıllar yılları, ömürler ömürleri kovalarken; Mücella adlı bir kız çocuğunun nasıl yavaş yavaş tüm hayatın akışını penceresinden izlediğine, insani duygularını nasıl toprağın altına gömerek bir daha dışarı çıkarmadığına tanık olacağız kitapta. Mücella, yetim bir kız çocuğu. Annesi otoriter ve sinirli bir kadın. Kızını babasız büyütmenin zorluklarına karşı korumak için onun tüm güdülerini baskılayacak kadar otoriter. Mücella ise sakin, dik başlı değil, hırslarından arınmış bir karakter. Sorgulamayı değil kabul etmeyi seviyor. Sıradanlığın hikayesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Nazan Bekiroğlu’nun Mücella romanı Nar Ağacı’ndan sonra oluşan beklentileri karşılıyor.

Mücalla’nın gözünden bazen tüm Türkiye’nin durumunu bazense sokağın manzarasını seyrediyorsunuz kitapta. Adanmışlık ve boyun eğmeden ibaret onun hayatı. Aslında birçok kadının aynası Mücella’nın yaşadıkları. Siz olsaydınız neyi seçerdiniz? Kendinizi canlı canlı tercihlerinize gömer miydiniz? Nazan Bekiroğlu, bu kadar durağan bir yaşam öyküsünü o kadar güzel kaleme almış ki kitabı okurken başınızı kaldırmak istemeyeceksiniz. Gerçek bir edebi üslup gözlemlemek için Nazan Bekiroğlu okunmalı…

Gerçek diye tek şey varsa, gerçek tek bir şeyse yani, onun benim tarafımdan nasıl göründüğünü sana anlatmaya kalkışsam, aramızda bir köprü kuramadan boğulur giderim. Zahirim bunca ortadayken içimi sana anlatmaya kalkışsam utanırım. Öyleyse ne? Niye yazıyorum? Bilmiyorum. Bu satırların sonuna varabilirsem seninle birlikte ben de öğreneceğim neden yazdığımı. Bir kuyunun başında yalpalıyorum. Herkes bir tarafımdan tutmuş, beni oradan geri çekmeye uğraşıyor. Herkes ne yaşadıysam onu bana unutturma derdinde. Herkes aynı şeyi söylüyor. "Unut artık. Düşünme" Tek çare unutmakmış gibi. Şu yeryüzünde yaşanmışın dönüp geriye bakması olmasa unutabilirim ben de. Keşke biraz daha az düşünebilsem. Ama ben en fazla dönüp geriye bakabiliyorum. Ve hep hatırlıyorum. – #NazanBekiroğlu #Mücella #Vsco #VscoCam – "Ne yazıyorsun?" diye soruyor. "Hiç" diyorum.. "Nasılsın bakalım bugün?" diye soruyor.. "İyiyim." Yalan bütün bunlar. Ne ben iyiyim ne de yazdığım hiç. Hiç olsa, bir yolunu bulup bunca yazıyı sana göndermek ister miydim hiç? – Nazan Hocamın kelimeleri.. Ne kadar da özleniyor okunmadıkça. Ne kadar da naif. Nazan Hocam yazsa da okusak.. – Perşembe, Evveet, en sevdiğim gün geldi çattı. 2 Şubat sevdiğim bir tarihtir. Aslında zaten 2'nin kendisini severim. 2.2 olunca da 2'yi 2kez seviyor olmak bir değişik oluyor. Karışık mı oldu? Boşver o zaman. Dün yaptığım ilk çekiliş güzeldi bence. Açıkcası bu kadar katılım olacağını sanmıyordum. Çekilişe 167 kişi tekil isim katıldı. 1 kişi kazandı. @nurinnc :) tebrik ediyoruz, bir de çok umutsuzdu bana çıkmaz diyordu, bak ne oldu şimdi? Tabi ne kazandığını henüz bilmiyor. Ben de şuan henüz emin değilim ama #TuğberkBahadırtürkKütüphanesi'nden kitaplar göndereceğim. İlerleyen günlerde yine ara ara çekilişler yapmaya devam edeceğim. Takipte kalın. Ya da ya da takip çok da şey değil, umutla kalın. Umudunuzu yitirmeyin sayın takipçiler. – De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Zumer 53

A post shared by Tuğberk Bahadırtürk (@tugberkbturk) on

PAYLAŞ

Sen ne düşünüyorsun?