T

Tek Adamın Gözünden Beş Şehir

Bu bir gezi yazısı mı? Hayır. Mekan tavsiyesi zaten hiç değil. Peki neden Beş Şehir? Medeniyet değişimleri arasında sıkışıp kalmış bir entelektüel olan Tanpınar’ın düşünce yazılarını okuyoruz Beş Şehir’de.

En güzel kendisi açıklıyor aslında. 1960’ta yazdığı önsöz de şunları dile getiriyor: “Her düşünen insanımız gibi, ben de hayatımızın değişmesi için sabırsızdım. Daima hayranı olduğum yabancı bir romancının hemen hemen aynı şartlar içinde söylediği gibi ‘Eski bir garpçıyım’. Fakat canlı hayata, yaşayan ve duyan insana, cansız madde karşısındaki bir mühendis gibi değil, bir kalp adamı olarak yaklaşmayı istedim. Zaten başka türlüsü de elimden gelmez. Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar.”

Tanpınar şehirlere ve şehirlerin yarattığı dile çok derin bir perspektiften bakıyor. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Türkiye’ye; zamanı yaydan çıkan bir ok gibi tasavvur ederek genişlediğini ve dönüşümünü vurguluyor. Tarihi dayanaklar ile geleceğe yürüyor ve Osmanlı’yı Türkiye’nin rönesansı olarak vurguluyor. Onun şehir okumaları bu kitabın içerisinde en dıştan içe doğru bir sarmal şeklinde tarihi, zamanı, mekanı ve an’ı barındırıyor.

Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul penceresinden sanata, tarihe, mimariye karşı entelektüel bir duyarlılık kazanmak için Beş Şehir mutlaka okunması gereken kitaplardan.

“İnsan kaderinin büyük taraflarından biri de, bugün attığı adımın kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir. Baki’nin Fatih Camii’nde fakir bir müezzin olan babası, oğlunun Türkçe’yi kendi adına fethedeceğini, sözün ebedi saltanatını kuracağını; Nedim’in anası, Türkçe’nin ikliminde oğlunun bir bahar rüzgarı gibi güleceğini, onun geçtiği yerlerde bülbül şakımasının kesilmeyeceğini, ağzından çıkan her sözün ebediliğin köşesinde bir erguvan gibi kanayacağını biliyorlar mıydı? Bunun gibi, Malazgirt Ovası’nda döğüşen yiğitler, kılıçlarının havada çizdiği kavisin, bütün ufku dolduran nal şakırtılarının, Sinan’ın, Hayreddin’in, Itrî’nin, Dede’nin dünyalarına gebe olduğundan elbette habersizdiler. Kader, insan ruhu bir tarafını tamamlasın, yaratılışın büyük rüyalarından biri gerçekleşsin diye, onları bu ovaya göndermişti. Yaratıcı ruhun emrinde idiler, onun istediğini yaptılar.” – #AhmetHamdiTanpınar #BeşŞehir #Vsco #VscoCam – Konya’da manevi, Erzurum’da mahzun, İstanbul’da tarihi, Ankara’da milli, Bursa’da ise samimi kelimeler ile bezenmiş bir kitap Beş Şehir. Rastgele seçilmiş şehirler değil tabi bu şehirler; Türk Devletlerine başkentlik yapmış şehirler. Okunması gereken bir Tanpınar eseri. – “Gideceğimiz yolu hepimiz biliyoruz. Fakat yol uzadıkça ayrıldığımız alem, bizi her günden biraz daha meşgul ediyor. Şimdi onu hüviyetimizde gittikçe büyüyen bir boşluk gibi duyuyoruz.” – Çarşamba, Sabah #Aladağ ‘daki Yurt yangını haberini duydum. ‘AH’ diyebildim sadece. Yazmak için çok fazla kelime seçilebilir. Ama hangi kelimeyi yazsak yakacak, hangi kelimeye dokunsak yanacağız. Gözümü kapatıp hayal etmeye çalışıyorum ama gözlerimi açmak istemiyorum. Yangın merdiveni önünde kaçmaya çalışırken yanarak can veren kızlarımızın bir daha gözlerini açamayacağı bu dünyaya gözlerimi açmaktan hicap duyuyorum. Ölmek bu kadar basit, bu kadar çocuk oyuncağı olmamalı.. Allah (C.C.) rahmet eylesin, Allah (C.C.) ailelerine ve ülkemize sabırlar versin. ??? – Erdal Tosun, Günün 2. can yakanı.. Mekanı cennet olsun.. Ne diyelim; ne çok acı var.. Midyat, Seyfo ; ağlayın..

Tuğberk Bahadırtürk (@tugberkbturk) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Categoriesİnceleme

Sen ne düşünüyorsun?