B

Blog Kızı’ndan Kitap Kızı’na Yatay Geçiş

Kız Kısmı - Siminya

Fenomen ve blogger kitaplarına karşı ön yargılı mısınız? ‘Onlar zaten pop yazıyor, bana göre değil.’ mi diyorsunuz? İnternetçi çocukları edebi bulmuyor musunuz? ‘Bize ne kardeşim!’ Demek yerine size tüm ön yargılarınızı kıracak bir öneride bulunacağım.

Türkiye’de blogging kültürünün başladığı ilk zamanlardan beri bu dünyanın içinde olan biri o. Yıllardır blogunda yazdığı yazıları heyecanla, bazen şaşkınlıkla bazen de kahkalarla okuyoruz.

Evet, o hanım kızımız Siminya.

Ben kendisini ilk 2006 yılında Hürriyet’in blog sistemi OnPunto’da yazarken keşfetmiştim. O günden beri okumayı atladığım herhangi bir yazısı olmamıştır kuvvetle muhtemel. Siminya’nın geçtiğimiz yıl Sayfa6 Yayınevi’nden ‘Kız Kısmı’ adında bir kitabı yayımlandı. Kitapta blogunda olduğu gibi kendi yaşamı, etrafında gerçekleşen olaylar ve tabii ki Ankara’ya yönelik yazıları yer alıyor.

Kendisinin uzun betimlemeleri sevdiğini biliyoruz. Kitabında bloguna oranla daha kısa cümleler yazmaya çalıştığınıysa hissetmemeniz imkansız. Zaman zaman ağlayıp zaman zaman kahkalara boğulacağınız ‘Kız Kısmı’nı okumadan geçmeyin derim. Çok seveceksiniz!

Arka kapaktan:

[quote_box_center]‘Tam şu anda arka kapağı çevirdin, değil mi? Gerçekten çok akıllıyım.

İnsan bir kitabın arkasını, “bakalım arka kapağı da ön kapağı kadar güzel mi” diye değil, “bu kitabı neden okumalıyım” sorusuna cevap bulmak için çevirir. Genellikle de yazarın ünlü tanıdıklarının ve editörünün “kendinizden bir şeyler bulacaksınız”, “hayal gücünün sınırlarını zorluyor”, “olağanüstü bir hikâye”, “kendine has diline hayranım” gibi kocaman övgüleriyle karşılaşırız.

Doğrusu ben övgüden fazla hoşlanmam ama daha da geçerli nedenim, benim ünlü tanıdıklarım yok. Beni hayatta belki bir tek annem övmüştür (o da camları güzel sildiğim için ha), ancak onun da kitap yazdığımdan haberi yok. Kaldık mı gene dımdızlak! O zaman kendi arka kapağımı kendim yazarım. Hiç! Sonuçta içinde ne yazdığını en iyi ben biliyorum. Hem kendime karşı öyle kolpa övgüler dizmem de. İlkin buraları boş bırakalım istiyordum. Böyle ferah ferah… Ama arka kapağı boş bırakılan bir kitap, yarattığı cevapsızlıkla tokat atan bir kitaptır. Övgü sevmiyoruz dediysek kitapseveri dövelim de demedik! Eğer soruna cevap olacaksa, bütün kitaplar tek bir nedenle okunur: “Hissetmek” için. Başka hayatları, başka duyguları, başka ruhları hissetmek için… Ben buraya ne yazarsam yazayım, sana bu kitabı okurken neler hissedeceğini izah edebilir miyim? Mümkün mü? Yok öyle üç kuruşa beş köfte. O zaman içeride dönen muhabbetten birkaç kuple attırıp çeneyi kapatmaktan başka yol yok. Eyvallah.

Blog dünyasının en harbi kızından “öyle şeyler sadece filmlerde olur” diyemeyeceğiniz yazılar…’[/quote_box_center]

Categoriesİnceleme

Sen ne düşünüyorsun?