Bülent Ortaçgil

1 Nisan Cumartesi günü IF Performance Hall Beşiktaş’ta Bülent Ortaçgil & Hüsnü Arkan ile buluşmadan önce Bülent Ortaçgil ile röportaj yapmak istedik. Ne mutlu ki isteğimizi geri çevirmedi ve bize tüm samimiyeti ile cevaplar verdi.

O zaman siz de IF Performance Hall Beşiktaş’ta Bülent Ortaçgil & Hüsnü Arkan ile keyifli bir konser akşamı geçirmeden önce koltuklarınıza yaslanın ve arka fonda Bu Su Hiç Durmaz’ı dinleyerek röportajımızı okuyun. 🙂

Zamana yenik düşmeyen bir müziğiniz ve ilham verdiğiniz nesiller var. Bu kadar geniş kuşakları aynı şarkılarla etkileyebilmenizin sırrı sizce nedir?

Bana her zaman ‘işin sırrı nedir?’ diye soruyorlar. İşin sırrı yok aslında. Yani herkesin bilmediği ve ancak benim bildiğim bir şeyi keşfetmiş değilim. Bu insanın yaptığı ürüne, insanın derinliğine, insanın görüşüne bağlı ve esas olarak da çalışmakla ilgili. Sır diyerek işi esrarlı bir havaya sokamayız.

Bob Dylan, The Beatles gibi isimlerden erken gençlik dönemlerinde çok etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Bu tarzı o dönemin Türkiye’sine kendi şarkılarınızla sevdirirken zorluk yaşadınız mı?

Tabii ki zorluklar yaşadım. Bunu şu şekilde de anlayabilirsiniz: Önceleri müziğimi dinleyen 1000 – 2000 kişi varken sayı giderek çoğaldı. Şarkı yazıcılığı geleneği Türkiye’de türkü olarak var ama çağdaş bir müziğin ya da herkesin anlayabileceği bir müziğin dünyadan örnekleri Türkiye’de çok azdı. O yüzden zamanında çok zorlandım.

Eskisi kadar üretken olmadığınızı söylemiştiniz. Bunun sebebini çok mükemmeliyetçi olmanıza bağlayabilir miyiz?

Hiç mükemmeliyetçi birisi değilim. Tam aksine müziğin hataları içerdiğine inanıyorum. Benim tıkanıklılığım, yazmaktan ve kendimi aşamamak endişesinden olsa gerek.

Hala aktif olarak birçok şehirde, farklı farklı mekanlarda konserler veriyorsunuz. Sahne almak size neler hissettiriyor?

Sahnede olmak, şarkılarımı çalıyor olmak, şarkıları sürekli daha gençlere çalmak ve onların beğenisi kazanmak beni diri ve canlı tutuyor. İkincisi ise yaptığım işin doğru bir iş olduğuna inanmaya başlıyorum. O açıdan çalmanın, bestelemek ve yazmak dışında çok eğlenceli bir iş olduğunu söyleyebilirim.

Şu an Türk müzik sektörünü nasıl bir noktada görüyorsunuz?

Türk müzik endüstrisi hakkında konuşmak uzun bir iş. Bu işin teknik tarafını dünyadaki seviyede yaptığımızı kesinlikle söyleyebilirim ama endüstri olarak yani; hem kayıt ediciler, hem söz yazıcılar, hem icracılar, hem şarkı söyleyiciler açısından bir takım problemlerin olduğu bir gerçek. Bu ülkenin diğer konuları nasıl sallanıyorsa, bir dengesizlik varsa, burada da aynı şey olması son derece doğal geliyor bana.

Gerekeni Yap! ekibi olarak sizinle röportaj yapmak çok ama çok harika bir histi. Her şey için teşekkür ederiz.

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?