Ölümle Rüya Arasındaki Roman: Coşkuyla Ölmek

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün belki de okunması en zor ama satır aralarına da bir o kadar önemli bilgilerin saklandığı roman Çoşkuyla Ölmek. Okurken sizi başka farklı dünyalara götüren ve bu dünyadaki insanlarla birlikte hayatı size sorgulatan bir roman. “Ruhuna Fatiha” ile başlayıp “Rüya İmiş” ile biten ve ölümle rüya arasında yapılan akılsızlıkları sorgulatan bir eser.

Roman sanki 4 bağımsız öyküden oluşuyor gibi yazılmış: Ruhuna Fatiha, Akılsız Adam, Akılsız Adamın Oğlu Sadullah Efendi ve Rüya imiş. Ancak bu bağımsız gibi görünen 4 hikâye karakterlerin ait olamama ve sorgulama halleri nedeniyle ortak bir noktada birleşmekte ve bir roman halini almakta. Yazarın uzun cümleleri, bazen takip etmekte zorlandığımız taşan düşünceleri de bir anlamda karakterlerin kendi içlerindeki sorgulamalarının, işin işiinden çıkamayışlarının da temsili.

İlk bölüm “Ruhuna Fatiha” da her şeyi sorgulayan ve her şeyi eleştiren isimsiz bir kahramanla karşı karşıya kalırız. Baktığı her şey, her insan eleştiri kaynağıdır onun için. Herkes yapay ve samimiyetsizdir. Ancak en sonunda pidecide yaşadığı olayla kendisini sorgulamaya başlar karakter. Kendisiyle yüzleşmeye başlar.

İkinci bölümde “Akılsız Adam” ile tanışırız. Refik İyisoy hayatın kıyısında yaşayan bir adamdır. Bildiği her şeyi kendi içinde saklıyor, kendi bildikleri içinde boğuyordur neredeyse. Hayatın her anını sorguluyordur ve kendisi için bir proje olan oğlunu yetiştirmeye çalışıyordur. Ancak beklediği gibi devam etmez her şey. Oğlu onu hayal kırıklığına uğratır ve istediği gibi olmaz. Sonucunda tamamen içine kapanır.

Üçüncü bölümde Sadık Sadullah ile tanışıyoruz. Babasının değişiyle Sadullah Efendi. Babasının zıttı ve bu nedenle babasının hayal kırıklığı. Hiçbir şeyi sorgulamıyordur Sadullah. Okumayı, çalışmayı, hatta sevgiyi. Yaşamak için yaşadığı hayatında keşkeleri, hayal kırıklıkları ve üzüntüleri yoktur. Tüm bunların sonucunda ise babası için ideal oğul olmadığı gerçeğiyle yüzleşmektedir.

Dördüncü ve son bölüm “Rüya imiş” de ise Hikmet’le tanışırız. Hissettikleri, yapmak istedikleriyle dış dünyadan ondan beklenilenler iki ayrı uçtadır. Küçük ve sıradan bir hayatı vardır ancak bu küçük hayata ailesi için oldukça fazla gelmektedir. Ancak bu çatışma içinde Hikmet edilgen bir tutumdadır. Sorgular ama mücadele etmez, düşünür ama harekete geçmez. Sonunda ise hayal kırıklığı içinde şu cümleyi kurduğunu duyarız: “Hayat rüyadır derler. Benim hayatım hiç rüyalarıma benzemedi. Hayatıma benzemeyen her şey rüyam oldu”

Sonuç olarak, sorgulamaları, aidiyetsizliği ve kabullenişleriyle hayatımız içinden, bize benzeyen ama bir o kadar da bize yabancı olan karakterlerin buluştuğu Çoşkuyla Ölmek romanı Şule Gürbüz’ün okunması gerekli eserlerinden. Bir yandan karakterlerin sorgulamalarını duyarken diğer yandan yazarın cümleleriyle kendi sorgulamalarımızı da yaptığımız bir eser.

Kütüphanenizde yer alması dileğiyle iyi okumalar!

Categoriesİnceleme

Sen ne düşünüyorsun?