Gerekeni Yap! röportajlarının sıradaki konuğu Avrupa’nın açık ara öne çıkan minimalisti Dardust! Daha önce kendisiyle Zorlu PSM Caz Festivali öncesinde iki lafın belini kırmıştık, bildiğiniz gibi sohbeti de pek bi’ şeker… Fırsatını yakalamışken bir kez daha ajandasında neler var soralım dedik.

Minimal piyano darbeleri ile elektronik soundu tek hamlede etkili hale getiren İtalyan yetenek, Avrupa’da az da üne erişmedi… Türkiye konserinde de harikalar yaratan Dardust,  yeni albümü ve ilham veren gelecek planları hakkında bize tertemiz ipuçları verdi. Yani o da bize karşı boş değilmiş!

Selam! Aylar sonra yeniden sohbet etmek çok güzel… Nasıl gidiyor, neler yapıyorsun?

Bugünlerde üçlemenin sonuncusu olan yeni albümüm üzerinde çalışıyorum. Edinburgh’te tüm konsepti oluşturduktan sonra (evime) döndüm ve şunu kesinlikle söyleyebilirim ki bu albüm üzerinde başlangıçtan bitişine kadar prodüksiyon ve diğer tüm detaylar anlamında en çok çalıştığım albüm oldu. Yayınlanmasını ve sizlerin dinlemesini dört gözle bekliyorum! Albümü bitirdikten sonra Brezilya’ya gidip müziğin yeni evrenlerini keşfetmek istiyorum ayrıca.

Bir ilham perin var mı yoksa moduna göre değişiyor mu? Şarkılarına ne veya kim ilham veriyor?

Her şey ilham veriyor bana. Mesela klasik müzikte Liszt ve Beethoven gibi hala müzikleri üzerine kafa yorduğum piyanistlerden, Carpenter ve John Williams’ın film müziklerine, elektronik ve pop sanatçıları Bowie, Depeche Mode, Kraftwerk gibi birçok kişiden ve türden ilham alıyorum. Nordik sahnesine de bayılıyorum, özellikle İzlanda’ya. Sigur Ros, yazma şeklimle yeniden yaratmaya çalıştığım, çok önemli ve duygusal bir dünyanın kapılarını açtı bana. Oldukça seçici bir dinleyenim.

SXSW 2017’de sahne almıştın. Nasıl bir deneyimdi?

Muhteşem bir deneyimdi. Özellikle benden uzak ve beni ilk kez izleyen bir topluluğun canlı performansta beni bu kadar takdir edip benle etkileşime geçmesi. Oradan itibaren çok özel bir şey başladı ve sonraki sene Super Bowl finalinde tüm dünyada yayınlanan bir televizyon reklamı için seçilen “Lost and Found”la patlamış oldu.

Çok da uzak olmayan bir zamanda İstanbul’a geldin, şehri beğendin mi? İzlenimlerin nelerdi? 🙂

Ne yazık ki ilk seferde havalimanından direkt olarak Bursa’ya gittik, ikinci sefer de yine direkt olarak çaldığımız salona gittik. Ertesi gün havalimanına gitmeden evvel, Sultanahmet Camii’ne gitme fırsatı buldum ve çok kısa bir süreliğine o atmosferi deneyimledim. Yeniden gelip şehri doğru dürüst gezmeyi çok istiyorum!

Favori filmin ve kitabın? Eğer sebebi varsa, neden?

(Film olarak) Üç tane söyleyeceğim: Central Do Brasil, The Departures ve Call Me By Your Name. Bir Brezilya, Bir Japon, bir de İtalyan filmi. Bu üç film de beni duygusal olarak çok etkiledi ve çok derinden sarstı. Dediğim gibi Brezilya ve Japonya önümdeki rotalarım zaten. Kitap için de “The Sorrows of The Young Werther”ı söyleyebilirim. Üçüncü albüm çıktığında sebebini anlayacaksınız. Sanırım şu an o romantik sessizliğe çok yakınım.

Türkiye’deki hayranlarına bir mesajın veya eklemek istediğin bir şey var mı?

Türk hayranlarımı çok seviyorum ve sizlere yeni şarkılarımın da olduğu performanslar sunmayı dört gözle bekliyorum! Bence Bursa ve İstanbul’daki konserlerim dört yıllık aralıksız performansların öne çıkan anlarındandı.

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?