S

Sakinliğin Sesi: Eefje de Visser

Hollandalı melankolik pop prensesi Eefje de Visser’in sohbeti de, müziği de, hikayesi de en az ismi kadar ilgi çekici! Müziğini kendi dilinde icra eden Visser, müziğin dili olmadığına da canlı bir kanıt. Elektronik ve synth tınıları ile büyüsüne karıştırıyor dinleyenleri… Festivaller, konserler, ve duru duru albümler de cabası! Yolu açık, ne diyelim…

Merhaba! Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkür ederiz. Bize biraz kendini anlatır mısın? Neler yapıyorsun?

Selam, adım Eefje de Visser. Belçika’da yaşayan Hollandalı bir şarkıcı ve söz yazarıyım. Melankolik pop yapıyorum ve bunu elektronik, akustik soundlarla harmanlayarak synth ve hafif vokaller kullanıyorum. Ayrıca dans etmeyi ve trance müziği de severim. Bazen müziğime bunlar ilham veriyor. Son albümüm “Nachtlicht”te hislere hitap eden tropik ve sıcak bir dünya oluşturmak istedim. Sözlerim Flemenkçe ama amacım iyi melodiler ve ilgi çekici soundlar yakalamak, o yüzden Flemenkçenin gelecekte yurt dışında çalmam için sorun olmayacağını umuyorum. Bu sene ilk kez yurt dışında konserler verdim. J. Bernardt’ın (Belçikalı grup Balthazar’ın solisti) Avrupa turnesinde çıktım.

Boş zamanlarında neler yaparsın? Bize biraz hobilerinden, yapmayı sevdiğin şeylerden, gitmeyi sevdiğin yerlerden söz edebilir misin?

Belçika’da yaşıyorum ama ailem ve arkadaşlarım için sürekli Hollanda’ya gidiyorum, yani iki ülke arasında mekik dokuyorum. Yolculuk yapmayı çok seviyorum, arabamla veya trenle sürekli arkadaşlarımı yaşadıkları şehirlere ziyarete giderim. Ayrıca Hollanda’da yaşarken birçok kez taşındım, o yüzden farklı farklı şehirlerde anılarım var hep. Sanırım geçmişe yolculuk yapmayı seviyorum biraz. Rotterdam, Gouda, The Hague, Utrecht, Amsterdam, hepsi bana ev gibi geliyor. Acı tatlı, melankolik bir his ama ben sürekli bunun peşindeyim, müziğimde de öyle. Bunun haricinde bir şeylerle meşgul olmamayı da seviyorum, plansız yaşamayı, evde zaman geçirmeyi, uyumayı, kitap okumayı ve dinlenmeyi. Ne yazık ki bunları pek fazla yapamıyorum 😉 ama yapabildiğim zaman çok hoşuma gidiyor.

En çok hangi şehirdeki atmosferi beğenmiştin?

Bir şehir söylemek zor ama Hollanda ve Belçika’da çok konser verdiğim için yeni bir şehir söyleyeceğim. Geçen sene Krakow, Polonya’da konser verdim ve şehir de kulüp de benim üzerimde büyük bir etki yarattı. Rahat ve geniş bir havası vardı.

Birçok kez sahneye çıktın. Hiç garip/komik bir şey yaşadın mı konserlerinde? 🙂

Bu soruyu çok alıyorum ve her seferinde havalı bir cevap vermek istiyorum ama aklıma hiçbir şey gelmiyor. (Gülüyor) Yani, grubumla bize özel birçok komik olmayan veya açıklaması imkansız şakamız var, daha çok garip sesler ve aksanlar çıkarıyoruz. Kuliste çok güleriz. Birlikte çok sihirli akşamlar ve geceler geçirdik, konserden sonra çaldığımız festivallerde takılıp insanları gözlemledik. Ama çok özel bir anım yok maalesef, kusura bakmayın!

Biraz da müzikten konuşalım. Nelerin hazırlığındasın, gelecekte senden neler göreceğiz?

Evet! Kulüp ve festival turnem henüz bitti, tek kişi olarak sahne aldım ve synthleri, gitarları, bassları ve beatleri tamamen kendim hallettim. Harika bir deneyimdi. Şimdi stüdyoya geri gireceğim, sevgilimle evimizde bir stüdyomu var, ayrıca Gent’te The Robot Studios’a da gideceğim, tüm vaktim buralarda geçecek, dördüncü kaydım üzerinde çalışacağım. İlk kez gitarsız bir kayıt alacağım. Genel olarak elektronik havada beatler, synthler, vokaller ve melodik söz yazımları olacak. Sinematik ve yavaş, aynı zamanda da elektronik ve dile dolanan şekilde olacak. Çok fazla R&B dinledim, o yüzden onun da etkisi olacak tabii.

Bize en sevdiğin şarkılardan bir playlist hazırlasan hangi şarkılar mutlaka olurdu?

33 “GOD” – Bon Iver
Seigfried – Frank Ocean
Stranger in Moscow – Michael Jackson
Territory – The Blaze (Klibine bayıldım, mutlaka bakın.)
Fall – The Presets

Türkiye’deki hayranlarınıza söylemek veya eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu röportaj teklifini almadan önce Türkiye’de dinleyenlerim olduğunu bilmiyordum, o yüzden şöyle devam etmek istiyorum: Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim, harika bir his! Bir gün ülkenizi ziyaret etmeyi ve sizler için performans sergilemeyi umuyorum! Hollandalı dans oluşumu Weval’da davulcu olan arkadaşım Nicky, İstanbul’daki konseri anlat anlat bitiremiyordu, umarım yakın gelecekte biz de orada görüşürüz. 🙂

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?