İlhamın Ta Kendisi: Francesco Taskayali

Roma’da doğan ve çocukluğunu Cihangir’de geçiren İtalyan piyanist Francesco Taskayali, 13 yaşından beri müziğin nabzını tutuyor… Babası Türk bir saz sanatçısı ve o Türkiye’den epey ilham alıyor… E hal böyle olunca Taşkayalı genç yaşta hem ciddi başarılara imza atıyor hem de müziği ile yüreğimizin bam teline vuruyor. Piyanoya bambaşka bir ruh katan Francesco ile biraz lafladık! Buyrun sohbete…

Merhaba! Ufak röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Nasıl gidiyor, bize kendini anlatır mısın biraz?

Selam. Epey iyi gidiyor, 2019’un başlarında çıkacak beşinci albümümden bazı şarkılarımı çaldığım İtalya turnem yeni bitti. Türk bir platformla ilk röportajım, dolayısıyla sizlerle Türk arka planımı paylaşmaktan da oldukça mutluyum. Yarı İtalyan yarı Türküm, yaklaşık 6 sene boyunca Cihangir, Beyoğlu’nda yaşadım ve piyano parçalarımın çoğunun ilham kaynağı Boğaz, ülkenin diğer görüntüleri ve kültürü. Cihangir’de yaşadığım sırada birçok Türk sanatçıyı daha yakından tanıma fırsatı buldum, Fazıl Say’dan Orhan Pamuk’a kadar… Müziğim üzerinde çok büyük etkileri oldu.

Hayatın boyunca İtalya ile Türkiye arasında mekik dokudun! Bu seni müzikal açıdan nasıl etkiledi?

Babam bir Türk ve saz ustası, dolayısıyla çocukken Türkçe popüler şarkılardan epey dinliyordum. “Üsküdar’a Gider İken” mesela, onu ve ona benzer başka şarkıları da parçalarımda kullandım. Ayrıca Karadeniz’in kendine özgü ritminden de etkilendim. Bunun haricinde de her sene Cihangir’de çocukluğumun geçtiği eve gelip ilham alırım.

Türkçe isimli birçok şarkın var! Bunların ana kaynağı nedir?

Çoğu şarkım doğaçlama ortaya çıkıyor, “Taksim” gibi… Onu ilk kez doğaçlama olarak İstiklal Caddesi’nin Taksim Meydanı’na yakın bir noktasındaki bir piyanoda çalmıştım. “Addio al Terminal” de şehirden ayrıldığım gün (o günden beri geri gelmedim) havalimanında yazdığım bir şarkıydı hatta. İkinci albümüm “Levent” de albüme adını veren semte adanmış bir çalışmaydı. Bunların haricinde Bosphorus, Cihangir gibi nicesi var. Hepsi İstanbul’dan küçük kartpostallar gibi.

Senden ileride neler göreceğiz?

Yeni bir albüm, ilk soruda söylediğim gibi, yeni bir turne ve umarım İstanbul’a bir konser için gelerek Boğaz’a bakarak performans sergilemek.

Bize en sevdiğin şarkılardan bir çalma listesi yapacak olsan hangi şarkılar mutlaka olurdu?

On my own – Nikka Costa
Sunny – Marvin Gaye
Chan Chan – Buena Vista Social Club

Türkiye’deki dinleyenlerine söylemek veya eklemek istediğin bir şey var mı?

Sizlerle çok yakında görüşmeyi ve bir gün yeniden İstanbul’a taşınmayı umuyorum… Uzun bir yolculuktan sonra eve dönmek gibi olurdu benim için.

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?