K

Kendi Labirentinde Kaybolanlara

Axel Jensen

Beat kuşağının bir anlam bulabilmek için düştüğü yolları, Norveçli yazar Axel Jensen’den okuyacağız. Ülkemizde keşfedilmemiş dünya edebiyatı eserlerini, ‘her sabah bir kaşık bal’ güzelliğinde kapak tasarımlarıyla yayımlayan Dedalus Kitap, 1932-2003 yılları arasında yaşamış olan yazarın ‘İkarus’ adlı romanını kısa bir zaman önce edebiyat severlerle buluşturdu.

1950-60’lı yıllarda New York’ta bir araya gelen bazı şairler ve yazarlar vardı. Konformist düzeni yadsıyan ve kendini aramak için uzaklara açılan bu kayıp insanlardı, Beat Kuşağı diye bahsedilen. Kaybolmanın güzelliği, onlardan gelir. İkarus da Beat Kuşağı’nın çok gün yüzüne çıkmayan bir yönünü aydınlatıyor. Tatminsizliğe, kendilerine dönerek karşı koyan; hayatın yaşattığı ızdıraba karşıysa ‘azalarak’ çoğalan Budizm kültürü, Beat kültürüyle birçok yönden uyuşuyor. Bu sebeptendir ki Beat yazarları Budizm’den okumalar yaptılar. Kuşağın öncüsü Jack Kerouac’ın ‘Zen Kaçıkları’ bu bahsettiğimiz ilişkinin en somut örneği. Onun, samapatti adlı transandantal ziyaretler deneyimlediğinden bahsediliyor kitapta.

Budizm ve Beat aslında bir üçgen, ve en önemli açılarından biri de ‘İkarus’. Kitaba ismini veren İkarus, Yunan mitolojisine göre Atinalı mimar ve mucit Daedalus’un oğlu. Babasıyla birlikte, labirentten çıkması için birine yardım ettikleri için cezalandırılırlar ve bir kuleye kapatılırlar. Buradan kurtulmak için balmumundan iki kanat yapan Daedalus, İkarus’u, kanatları erimesin diye güneşe ve denize fazla yaklaşmaması ve zevkten uzak durması konusunda uyarır. İkarus, uçabilme özgürlüğüyle bunu unutur ve güneşe yaklaşınca Ege Denizi’ne düşerek ölür. Bu hikaye tüm hatlarıyla Beat Kuşağı’nı da anlatır. Onlar, labirentte bir gedik açmış, yazarların toplumdan uzaklaşıp yeni patikalar bulabilmelerine vesile olmuşlardı. Bu yüzdendi kalabalıklardan kaçıp çöllere düşmek, ‘yol’un anlamın kendisi olduğuna inanmak.

Roman, bu felsefe etrafında oluşuyor. Ana karakterdeki yazar, içindeki yalnızlığı ve boşluğu doldurabilecek bir mana bulabilmek için Tibet’e doğru yollara düşüyor. İçinizdeki tatminsizliğe bir tutam yaşam, kayıp hissettiğiniz labirente bir gedik olacak; İkarus.

Bazı kitaplar benim için yazılmış 🙂 Teşekkürler #dedaluskitap #İkarus #dedalus #axeljensen #kitap #bookstagram #book Leonard Cohen’le çok yakın bir arkadaşlığı ve tehlikeli bir akrabalığı bulunan Axel Jensen’in en coşkulu romanı, Ikarus. “Kitaplar beni kelimelerden yapılmış labirentlere hapsediyor,” diyen bir anlatıcısı var. Kitap, yolculuk için açılan kanatlarının manzumesiyle başlıyor. Norveç’ten Sahra’ya, iklim iklim çırpılıyor bu kanatlar. Fransız askerleri, Alman tüccarları, Arap şeyhleri ve daha birçok yabancıyla tanışıyor. Sömürgecilik rezaletine fena halde takmış satırların yanı sıra, anarşizmden faşizme, dünya düzeninden mistik keşiflere de değen paragrafları var. Soğuktan sıcağa, güvenli duygulardan tedirginliğe, cinsellikten ölüme kadar insan doğasına kadar birçok deneyimi içinde saklıyor Kuzey’in bu ünlü romanı. Kerouac, Ginsberg ve Burroughs gibi isimlerle anılan Jensen Avrupa’da Beat anlayışın en önemli temsilcilerinden. Her ne kadar, Jensen karanlıkta ağlayan bir sesi olsa da, “‘Ben henüz gencim! Her şeyi yeni baştan inşa edebilirim,’ dedi umut,” diyen bir kitabı var. Soluksuz biçimde akarken, içinizde yeşerecek olan bu romanı okurken dikkatli olun, sonrasında yaşamınız değişecek. (Tanıtım Bülteninden)

A photo posted by Neslihan Öncel Murat (@neslihanoncels) on

Categoriesİnceleme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir