H

Haruki Murakami İle Derin Uykular!

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami

[quote_box_center]“Ölümün yaşamın sonu değil bir parçası olduğunu öğrenmiştim. Doğruydu bu. Yaşayarak ölümü besliyoruz.”[/quote_box_center]

Hani bazen uzun bir uykuya dalıp bir süre soyutlanmak istersiniz dünyadan, heh o zaman pek iyi değilsiniz! Ama konumuz bu değil. Konumuz dünyaca ünlü Japon yazar Haruki Murakami’nin, 1987’de yazdığı, Türkiye’de Doğan Kitap etiketiyle 2004’te yayınlanan romanı İmkansızın Şarkısı (Noruwei No Mori – Norwegian Wood).

Roman boyunca, bir uykunun içinde gibi hissediyorsunuz kendinizi. Süregelen bir yokoluş. 37 yaşında, Almanya’ya yolculuğu sırasında uçakta duyduğu, Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasıyla 18 yıl öncesine giden Vatanebe’yle, bu uykunun bir parçası oluyoruz. En yakın arkadaşının intiharını ve bu ölümden geriye kalan kız arkadaşını dinliyoruz ondan. Cümleler o kadar duru ki, birkaç sayfa okumak için açtığınız kitabı yarılıyorsunuz.

Dikkatsiz yürüyen her insanın, ormandaki o büyük karanlığa sürükleneceğini söylüyor roman. Naoko’nun, ölen sevgilisinin ardından tüm hayatına dağılan bir yas. Fakat bu yas bir erdem gibi anlatılıyor. Vatanabe, Naoko’ya yakınlaştıkça, o karanlık daha da koyulaşıyor sanki. Naoko iyileşmek için şehirden uzağa, doğanın ortasında bir yere taşındığında, kendi hayatlarımızı ve doğru kabul ettiğimiz yaşam tarzımızı sorgulatıyor. Vatanabe ile Naoko’nun yakın ve oldukça yaşlı arkadaşı Reiko’nun her akşam aya karşı çaldığı gitarı duyuyorsunuz.

Japonya’nın da bir ’68 kuşağı olduğunu öğreten ve ilişkiler altındaki sallanan temelleri gün yüzüne çıkaran, sonra bir de yerle bir eden İmkansızın Şarkısı, o karanlık gecede yolunu bulamayanlara gelsin! ‘Ben hep bir şarkının ellerindeydim.’ diyen Barış Bıçakçı’ya da selam olsun…

Categoriesİnceleme

Sen ne düşünüyorsun?