A

Akıl Hastanesinden Edebiyatçı Çıkar mı?

Nal - Bir Akıl Hastanesinin Hatıra Defteri

Yakın zamanda tartışılan bir başka kitabı Bi’at ve Öfke ile hatırlayacağınız Psikiyatr Cemal Dindar‘ın gözümüzden kaçmış kitaplarından biri olan Nal, sizi bir hayli şaşırtacak. Kitap, 1960′lardan günümüze akıl hastalarının hastanede kaldıkları süre boyunca yazdığı şiir, günlük ve diğer metinlerden ilginç seçmeler sunuyor, aynı zamanda anıları ve günlükleri üzerinden akıl ve hastalıkları üzerine kurulmuş politikaları irdeliyor.

Kitap bir solukta okunuyor. Zira edebiyata, hayata, zekaya, akıla, akıl sağlığına klasik bakış açımızın dışına çıkartan yalınlıkta bakmanıza olanak sağlıyor. Bunların dışında Türkiye’nin psikiyatri tarihine ışık tutan denemeler de kitapta yer alıyor. Adını acile getirilen hastaların ilk tanıştıkları ilaçlar olan Norodol-Akineton-Largactil’in baş harflerinden oluşan “Nal” deyiminden alan kitaptaki satırların sahipleri, aklın sınırlarından arınmış bir şekilde şaşırtıcı yaratıcılıklarıyla ağzınızı açık bırakıyor.

Hastaneyi bir ev, bir ömür, yaşam merkezi ya da soğuk dört duvar olarak addetmiş insanların iç dünyalarını, arzularını, beklentilerini, meraklarını, duygularını ve sorgulayıp durdukları ruh hallerini akıttıkları şiirlerden ve mektuplardan fışkıran enerjinin, okurken sizi çepeçevre sardığını hissediyorsunuz. Şiddetle tavsiye ediyoruz.

İşte size Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi‘nde yatmış bir hastanın hastane günlüğünden sağlam edebiyatçılara taş çıkartacak satırlar:

[quote_box_center]Biliyorum; insanlar “DELİ” olduğumu düşündüğü için beni beynimle baş başa bırakıp bu soğuk duvarlar arasında kuru bakan doktorlar, hemşireler, hasta bakıcılar ve hastalarla birlikte olmaya zorladılar. Sevgili doktorum sözde beni iyileştirip topluma kazandıracak. Ama içtenlikten uzak sözleri, bakış ve tavırlarıyla yüzüme anlamsızlık, yalnızlık balçığını yani yaşayan ölü çamurunu sıvıyor.

Aslında sevgili doktorumda ciddi düzeyde Disorder mevcut. Bu kelimeyi duyduğumda hemen ne anlama geldiğini öğrenmek için araştırmaya koyuldum. Geçen gün yanından geçerken arkadaşına beni gösterip öyle demişti. DİSORDER. Sözde benden gizli, şifreli konuşuyor.

Türkçe’yi bilmediği için mi? Yok canım. Ortalığın karışmaması için öyle konuşuyor. Yanından geçerken arkadaşlarına beni göstererek “BOZUK” demiş olsa aramızda küçük bir söz düellosu yaşanabilirdi. Disorder, bozukluk demekmiş. Asıl kendisi bozuk. Sözde ayarımı düzeltecek. Yoksa usumu, ruhumu saat zannetme yanılgısında mı?[/quote_box_center]

Categoriesİnceleme

Sen ne düşünüyorsun?