Rotamızı uçsuz bucaksız kızıllı turunculu bir vadiye çeviriyoruz ve Ürdün’ün yolunu tutuyoruz! Ürdün’ün pek çok dünya harikasına ev sahipliği yaptığını zaten biliyoruz ancak bu vadi o kadar büyüleyici ve özel ki, siz sevgili okurlarımızla paylaşmazsak içimizde kalacaktı…

UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Ram Vadisi bir çölün ortasında olduğunuzu unutturuyor ve bambaşka bir gezegenin topraklarındaymışsınız gibi ruhunuzu sarıp sarmalıyor. Kum taşı, granitten kayalar ve turuncuya yakın renkteki kumların uyumuyla o kadar harika bir doğal güzellik oluşmuş ki!

Tarih öncesinden beri pek çok farklı medeniyetin yaşadığı Ram Vadisi’ne şu an turistler ve bedeviler sahip çıkıyor diyebiliriz. Çünkü ziyarete gittiğinizde sizi develeriyle gezdirmek üzere bekleyen Bedevileri ve onların konakladığı yerleri görmeniz mümkün.

Tozu dumana katarak araçla safariye çıkmanız da seçenekler arasında tabii… Ama teknolojinin zirvelere oynadığı şehir hayatında deveye binme fırsatı elimize kaç kez geçer ki?

Kayaların üzerine oyulmuş kabartmalar ve resimler, kabileler, tapınaklar derken bambaşka bir hayatın ve tarihin varlığından haberdar oluyorsunuz Ram Vadisi’nde gezerken…

Güneşin doğuşunda ve batışında da apayrı bir görsel şölen sunan vadinin kayalıklarını ve uçsuz bucaksız, el değmemiş ve özgür hissettiren coğrafyasını mutlaka canlı canlı deneyimlemelisiniz!

KategorilerSeyahat

Sen ne düşünüyorsun?