G

Gerilimin Kraliçesi Sorularımızı Yanıtladı

Tess Gerittsen

Bu yıl 33. kez gerçekleşen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı için tekrar ülkemize gelen ve İstanbul içinde adeta küçük bir imza turnesine çıkan Tess Gerittsen ile okurlarımız için çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Martı Yayınları’nın daveti ile gerilim romanlarının kraliçesi Gerritsen ile Papalina Balık Restaurant’ta bir araya geldiğimiz özel gecede usta kalemle; İstanbul hakkında yeni bir hikaye yazıp yazmayacağından, Karanlığın Ayak İzleri kitabını yazarken nerelerden ilham aldığına kadar merak edilen birçok şeyi konuşma fırsatını yakaladık.

Karşınızda Tess Gerittsen ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli söyleşi;

1) Karanlığın Ayak İzleri’ni yazarken nereden ilham aldınız?

*Hep bir casus romanı yazmak istemiştim çünkü entrikayla romantizmi harmanlayan eski Hollywood filmlerini çok severdim. Bu filmlere “It Takes a Thief” ‘i örnek verebilirim.

2) Kitabı yazarken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

*Kitabı yazdığımda, Paris’e hiç gitmemiştim. Ve buna rağmen o şehir hakkında kitap yazıyordum! Şehrin nasıl olduğunu kavramak için turist rehberi kullanmak zorunda kalmıştım. Ayrıca bunun mizahi bir hikaye olmasını istemiştim ama ben pek komik biri değilimdir.

3) Dokuz roman kitabı yazdıktan sonra 1996 yılında yayınlanan “Hasat” kitabıyla gerilime geçiş yaptınız. Tür değişikliği yapmaya sizi ne teşvik etti?

*Moskova’da seyahat ederken bir polis memuruyla sohbet etmiştim. Çocukların kaybolduğunu ve Rus polisinin çocukların organ mafyası tarafından yurtdışına kaçırıldığını düşündüğünü söylemişti. Çok korkutucu bir hikayeydi ve bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Bu konuda bir kitap yazmaya o zaman karar verdim.

4) Kitaplarınız kalp çarpıtan gerilim, mükemmel bir kurgu, ürpertici ayrıntılar ve unutulmaz karakterlerden oluşuyor. Tüm bunları nasıl başarıyorsunuz?

*Nasıl yaptığımı gerçekten bilmiyorum.  Sadece aklımda hikayenin nasıl başlayacağına dair bir fikir ve ne tür bir hikaye olacağına dair bir hisle kitabın başına oturuyorum. Komik? Hüzünlü? Korkutucu? Kitabın ruh haline başlarda karar veriyorum, bu bana hikayenin de nasıl devam edeceğini anlatıyor aslında. Ayrıca çok güçlü karakterlerin sesinin bana yardım etmesi gerekir. Karanlığın Ayak İzlerinde bu Berly ve kardeşi Jordan’dı, ikisi de akıllı ve eğlenceli insanlardı.

5)Doğrusu çok rahatsız edici konular hakkında yazıyorsunuz. Yazarken zihninizde canlandırdığınız görüntüler sizi hiç rahatsız eder mi? Ya da o günkü yazımınız bittiğinde bunları zihninizden çıkarabiliyor musunuz?

*Hikayelerim beni gerçek hayatta sadece zaman zaman rahatsız eder. Genellikle zihnimden çıkarabiliyorum çünkü sadece kurgu olduklarını biliyorum. Ama bazen araştırmalar gerçekten tüm hayatımı ele geçiriyor. “Cerrah’ı yazdığımda seri katiller hakkında düşünüp duruyordum, bir katil alışveriş merkezinde yürüyüp diğer insanlara bakarken ne düşünür diye hayal ediyordum. Acaba herkesi bir kurban olarak mı görüyordu? Bu gerçekten rahatsız ediciydi.

6) Doktorluk sizi yazarlığa nasıl hazırladı?

*Bana çok güçlü bir bilimsel arka plan verdi ve doktorların nasıl düşüneceğini öğretti. Maura Isles gibi doktor olan karakterleri yazmamda çok yardımcı oldu.

7) 2011’de İstanbul’a gelmiştiniz. İstanbul hakkında yeni bir hikaye yazmayı düşünüyor musunuz?

*İstanbul’da geçen bir hikaye kurgulamayı uzun zamandır istiyordum ama sadece doğru kurgu henüz gelmedi. Türkiye’yi ve Türk insanlarını seviyorum ve İstanbul’da geçen gizemli bir kurgu harika olur. Sadece bir hikaye fikri beni vurana kadar beklemek zorundayım.

8) Türk yazarları okur musunuz? Evetse, kimleri okuyorsunuz?

*Orhan Pamuk ve Irfan Orga okudum ama diğer Türk yazarları keşfetme imkanı pek bulamadım. Umarım daha çok Türk yazarın kitabı İngilizce’ye çevrilir.

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?