R

Rap’in Yeni Şekli: Traudes

Rap müziğe yepyeni bir soluk getiren Hollandalı ve tazecik bir grupla yakınlaştırıyoruz sizleri: Traudes!

İlk teklileri daha 2017’de yerleşti platformlara… 7 kişilik geniş bir aile Traudes ve rap müziği, elektronik harmanlarla süsleyip üzerine bir de sahne şovları eklemişler. Daha şimdiden Avrupa’da listelerde hatırı sayılır sıralamalara yerleşen Traudes, Türk hayranlarına karşı da oldukça hassas! Geri kalan tüyolar sohbette…

Merhaba! Küçük röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız, TRAUDES kimdir? Neler yapıyorsunuz?

TRAUDES, 7 kişilik bir grup. Müziğimiz saf rap barındıran vokallerle hip hop ve elektronik popun bir karışımı olarak tanımlanabilir. Bir grup olarak müziğimiz ve konserlerimiz tamamen sıkı beatler, kişisel ve dürüst sözler ve tatmin edici, bol enerjili şovlara dayalı. İlk EP’miz “CRLS & GRLS”ü geçtiğimiz Ocak ayında yayınladık ve içinde Amsterdam’ın arka sokaklarında Benjamin Traudes’in başa çıkmaya çalıştığı engeller, ayağa kalkma ve tüm çekiciliğiyle Hollanda gece hayatını kapsayan bol miktarda ham (kayıp) aşk hikayeleri var. İlk teklimiz “BACK DOWN”, Hollanda genelinde radyo hiti oldu ve ondan sonra birçok konsere çıktık, ayrıca Hollanda’daki en popüler programların birinde performans sergiledik.

Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz? Hobilerinizden bahseder misiniz? Veya yapmayı en çok sevdiğiniz şeyler, gitmeyi en çok sevdiğiniz yerler…

Hepimiz tam zamanlı müzisyenleriz! Hepimiz konservatuarda tanıştık, müzik okuyorduk. TRAUDES haricinde farklı projelerde söz yazıp müzik yapıyoruz. Ben (Benjamin) söz yazmayı ve müzik yapmayı çok seviyorum, dolayısıyla tek yaptığım şey bu. Sürekli kafamda bir şeyler ortaya çıkarıp etrafımda olan her şeyde müzik ve sound arıyorum. Ne yazık ki Amsterdam’da dans müziği hariç canlı müzik anlamında pek bir hareket yok. Yani kendinizi fark ettirmeniz kendi sahnenizi oluşturmak ve her performansta ortalığı inletmek açısından oldukça önemli. Müzik işini bir mesleğe dönüştürüp hayatınızı bundan idame ettirmek oldukça zor fakat harika bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim!

Şimdi de biraz müzikten konuşalım. Nelerin hazırlığındasınız? Gelecekteki projelerinizden neler bekleyebiliriz?

İlk albümümüz üzerinde çalışıyoruz! Geçtiğimiz üç senede birçok demo hazırladık, şimdi de ilk teklilerimizi tamamlıyoruz. Ondan sonra ulusal radyolar ve televizyon programlarında yeniden çalmaya başlayacağız, umuyoruz ki -İstanbul gibi- Avrupa’nın başka yerlerinde de sahne alırız. Albümümüzün adıyla veya teklimizin ne zaman çıkacağıyla ilgili bilgi veremiyorum ama oldukça yakın olduğunun sözünü verebilirim.

Grubun kuruluş süreci nasıl oldu peki? Bize hikayesini anlatabilir misin Benjamin?

En başta sadece ben (Benjamin) vardım ve soyadım TRAUDES’i sahne adım olarak kullanıyordum. O zamanlar da bugünkü TRAUDES’te bulunan üç canlı performans müzisyenim vardı ama: Cis (gitar), Elian (davul) ve Bas (bas-gitar). Altı ay sonra konservatuarda Loek adında bir öğrenciyle tanıştım, onun da bir ödevi için soliste ihtiyacı vardı. Benden rica etti ve hemen birbirimizle kaynaştık. Şarkıyı kaydettikten sonra Loek bir tür boombap hiphop beati üzerine house piano tarzı bir sound çıkarıyordu, ben de mikrofonu hazırlamasını söyledim ve beate saçma sapan bir freestyle yaptım. Bu şekilde ilk şarkımız “BACK DOWN”ın ilk taslağı oluştu. Sonrasında gitarist Cis, klavyeci Max ve solist Frederieke gruba katıldı. Loek (prodüktör) ve Cis (gitarist) ile birlikte şarkıları hazırlayıp grubun kalanıyla tamamlıyoruz.

Dinlemeyi en çok sevdiğiniz şarkılardan bir playlist yapsanız mutlaka olacak şarkılar neler olurdu?

Ben (Benjamin) son zamanlarda çok fazla Michael Jackson dinliyorum. Özellikle “Unbreakable” ve “In the Closet”. Bu şarkıların yapım aşaması, ayarlamaları ve mixlenmesi bana çok ilham veriyor ve 90’ların groove havasını da çok seviyorum. Bunların yakında çıkacak şarkılarımıza da büyük ilham kaynakları olduğunu net olarak söyleyebilirim. Bununla birlikte bence Michael Jackson tam bir müzik kralı ve hiçbir pop playlistinden eksik olmamalı.

Cis’in akortların yaratıcı uyumunun yanında, şu an dünyadaki birçok söz yazarına büyük ilham veren Kendrick Lamar’ın sözlerindeki havadan dolayı “These Walls”u seçiyor.

Loek (prodüktör), The Weeknd ve Disclosure’dan “Nocturnal”. Davulların ve akortların havasına bayılıyor o şarkıda. Bu şarkının müziğinde ve mixinde çok hoş detaylar var. Yeni albümümüzün ilham kaynaklarından bir tanesi.

Türkiye’deki dinleyenlerinize söylemek veya eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler! Arada sırada Youtube’da, Instagram’da, Facebook’ta ve Twitter’da Türkçe yorumlar görüyoruz. Eğer müziğimizi seviyorsanız ve sorunuz falan varsa bizimle iletişim kurmaktan çekinmeyin! Sizlerle konuşup Türk dinleyenlerimizi tanımayı çok isteriz. Müziğimizin Türkiye gibi güzel yerlere ulaşması çok güzel ve bir gün sizlere canlı performans sergileyip sizlerle buluşmayı çok isteriz. Çok yakında gerçekleşmesini umuyoruz! (Gelecek yıl!!!)

CategoriesRöportaj

Sen ne düşünüyorsun?